8 Ocak 2015 Perşembe

Kızgın Boğa

İnsan türünün evrimleşmiş veya evrimi toplu taşıma kalabalığına takıldığı için yarı yolda kalmış olanları dahil sürekli yanıp sönen ayaklı "evrende yalnız değiliz" tabelası gibi dolanı dolanıveriyorlar, aman hiç bir yer boş kalmasın, acil tüm boşlukları dolduralımm, sağlı sollu... İstanbul'da zaten kalabalıktan adım atacak yer yok. Toplu taşımalar desen düğün halayı gibi herkes el ele, kol kola...

Metrobüse en arka kapısından son binen kişi olmayı başarmıştım ki, iri yarı, pala bıyıklı bir "amca", beni arkamdan gövdesinin gücüyle ittirerek bir kedi yavrusunun sığabileceği boşluğa girdi. Kapı adamın iri gövdesi ile bir bütün halinde kapanıncaya kadar o boşluğa sığmak için etrafında da üç kere dönünce beni ve etrafındakileri ittire ittire iyice diğer kişilere yapıştırdı. Oysa ben ondan önce biraz yer açabilir misiniz? diye rica etmiştim, insanlarda biraz kımıldanarak benim için boşluk yaratmışlardı. Adam beni ittire ittire o daracık yere sığmaya çalışınca sinirim tepeme zıpladı! Sesimi yükseltmeden ve olanca dürüstlüğümle; "sen de iki kişilik yer kaplıyorsun ama daracık yere sığmaya çalışıyorsun" dedim... Bunu duyan kaba saba adamın gözleri birden irileşti, dişlerini sıktı ve bakışlarını bana doğru haince berelterek, "Sana neğğ! Sana mı soracam! Terbiyesiz!" dedi büyük harflerle! "Sen" dedim "araca bineceksin diye beni itip duruyorsun, senin yüzünden ben insanlarla yapışık gitmek zorunda mıyım! Sen önce kendine bak kendi halinden haberin yok!.. " "Bana bak senin ağzını burnunu gırarımmmm" dedi fütürsuzca kaba saba olan adam! İki sıra geriden daha da amca bir beyefendi "gel kızım sen böyle" diyerek metrobüsün en arka kısmında yaslandığı duvardan çekilerek benimle yer değiştirdi ve kendinden haberi olmayan kaba saba ağzı bozuk adamla aramızda set oldu. Allah razı olsun. Ben tabi ki korkmadım, zaten sakin sakin konuşuyorum, amacım kavga etmek değil adama kabalığını anlatmaktı. Lakin onun kabalıktan gözleri kararmış, kulakları kabarmış, yüzü pancar gibi kızarmış, kızgın bir boğa gibi burnundan dumanlar saçmaya başlamıştı. Metrobüs ahalisi ise kaba saba ve bir boğa gibi böğüren adamın gerçeklerle yüzleşince bozulup, sobanın üstünde kaynayan çaydanlık gibi dumanlar saçar haline bıyık altından gülüyorlardı. Adam çalıştır tuşu basılı kalmış gibi saydırıyordu.... Kulaklığımda o esnada çok sevdiğim Mor ve Ötesi müzikleri çaldığından adamın söyledikleri ve kabalığı ile daha fazla muhatap olmayıp sadece onun tehdit dolu bakışlarına gözlerimi kısarak uzun uzun tehditkar bakışlar yolladım.