2 Mart 2017 Perşembe

İNSANIN ANLAM ARAYIŞI. VİCTOR FRANKL




İnsanın Anlam Arayışı 166 sayfalık bir kitap. Bu incecik kitapta anlatılanlar ise 1946 yılından bu yana üzerinde en çok konuşulup, yazılan konulardan biri.


İnsanın hayata sıkı sıkı tutunmasının, güce sahip olmak istemesinin yahut da hayattan vazgeçmek istemesinin nedeni nedir? Frankl bu sorunun cevabını Logoterapi adını verdiği düşünme sistemiyle yahudi kamplarında yaşanan mücadelelerin tanıklığında veriyor. Zihninizde inşa ettiğiniz bir gelecek senaryosu varsa yaşama tutunma konusunda başarılı olma şansı da artıyor.

Kitaptan benim aklımda kalanlardan birincisi; Frankl toplama kampına alınırken SS görevlilerinden birine yanaşarak hayatının çalışması olduğunu söylediği henüz basılmamış kitabının taslağını korumak istediğini söyler, bu bilimsel bir çalışmadır ve O'nun için hayati bir öneme sahiptir, karşılığında aldığı cevap tek kelime olur; "Bok" .... Acımasızlığın, değersizliğin, kötülüğün en çarpıcı örneklerinden olan bir anı...

İkincisi kitabın sonunda toplama kampının yok edici koşullarında hayatta kalabilenlerin ortak noktasının gelecekle bağ kuran insanlar olduğundan bahseder. Güçlü bir gelecek hayali kurup bu hayaline inanan insanlar yaşama tutunarak kamptan sağ kurtulabilmişlerdir. İnsan ruhunun ve zihninin yarattığı bu geleceğe olan inancın gücü insanı her koşulda hayatta tutuyor. İşte Logoterapi felsefesinin temelini insanın olaylara olan bu yaklaşımı oluşturuyor.

Kitabı okumayanlara tavsiye ediyorum. Bu konuda güzel bir yazı ile devam etmek isteyenler Özgür Billur'un bu yazısını mutlaka okusunlar.

Küçük bir alıntı: 

"Şöyle bir etrafınıza bakın, hayata hiçbir katkısı olmamış ve hayatın güzelliklerini doyasıya yaşamamış insanlar nasıl da ölümden korkuyorlar. Ölümü anlamlı kılan anlamlı yaşamdır. "

"Dr. Frankl’ın kampta başından geçen iki olay, konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor. İlki, tifüslü hastaların bulunduğu kampa tıbbi yardım için gönüllü olmasının istenmesi. “Burada kısa sürede öleceğimi biliyordum. Ama öleceksem hiç olmazsa bunun bir anlamı olmalıydı” diyen Frankl, daha zor koşullarda yaşamayı (ya da ölmeyi) tercih etmiştir. İkinci olay ise, kamptan kaçma girişiminden son anda vazgeçmesi olmuştur. Hastalarını son bir kez ziyaret eden Frankl, bitkin bir sesle sarsılır: “Sen de mi kaçıyorsun?” Devamını kitaptan aktaralım: “Beni çepeçevre saran tatsız duygu daha bir yoğunlaştı. Ansızın kendi kaderimi kendi ellerime almaya karar verdim. Barakanın dışına koştum ve arkadaşıma kendisiyle gidemeyeceğimi söyledim. Ona hastalarımla kalma konusunda kararımı kesin bir dille söylediğim anda, o tatsız duygudan kurtulmuştum.”

Herkes yetenekleri ve eğitimi ölçüsünde, kendi vicdanını kullanarak hayat amacını bulabilir. O amaç uygun yapılan tercihler, bedeli ne olursa olsun sizi huzurlu kılar."


YAZININ DEVAMI: